Analiz / Amerika Birleşik Devletleri
Amerika’yı Kim Çaldı? Trump’ın İç Düşman Siyaseti
MAGA’nın restorasyon vaadi siyasi muhalefet ile ulusal tehdit arasındaki sınırı nasıl dönüştürdü?
Giriş
20 Ocak 2025 tarihinde Donald Trump, ikinci başkanlık döneminin açılış konuşmasına “Amerika’nın altın çağı başlıyor” sözleriyle başladı. Ancak aynı konuşmada Amerika Birleşik Devletleri’ni uzun süredir “radikal ve yozlaşmış bir müesses nizam” tarafından zayıflatılmış, kamu kurumları sıradan vatandaşlardan kopmuş ve sınır egemenliği ihlal edilmiş bir ülke olarak tasvir etti. Trump, ülkenin mevcut sorunlarını yalnızca başarısız politikaların sonucu olarak değil, bir “ihanet” ve “gerileme” sürecinin ürünü olarak çerçeveledi.1
Bu söylem, Trump’ın siyasi kariyerinin farklı dönemlerinde değişen hedeflere rağmen dikkat çekici bir süreklilik göstermektedir. Göçmenler ve düzensiz göç ulusal güvenlik ve egemenlik tehdidi olarak; federal bürokrasi “derin devlet” veya seçilmemiş kadrolar üzerinden; medya “sahte haber” üreticisi olarak; Demokrat siyasetçiler, bazı savcılar, hâkimler, akademisyenler ve parti içi muhalifler ise çeşitli bağlamlarda “radikal sol”, “Marksist”, “komünist” veya “faşist” gibi kategoriler altında sunulmuştur. Trump, 2024 seçim kampanyasında bu çerçeveyi doğrudan “iç düşman” ifadesiyle formüle etmiş ve Adam Schiff ile Nancy Pelosi gibi siyasi rakiplerini bu kategoriye örnek göstermiştir.2 Benzer biçimde 2023 kampanya konuşmalarında “derin devlet”, “komünistler”, “Marksistler”, “faşistler” ve “sahte haber medyası” aynı restorasyon söylemi içerisinde birlikte hedef alınmıştır.3
Bu çalışmanın temel problemi, Trump’ın “iç düşman” anlatısının yalnızca kutuplaştırıcı bir kampanya dili olarak mı kaldığı, yoksa iktidar dönemlerinde devlet kurumlarına, sadakat ölçütlerine ve yürütme araçlarının kullanımına ilişkin daha geniş bir siyasal çerçeveye mi dönüştüğüdür. Bu doğrultuda temel araştırma sorusu şu şekilde belirlenmiştir: Trump’ın “iç düşman” anlatısı, 2016’dan ikinci başkanlık dönemine uzanan süreçte siyasi muhalefet ile ulusal tehdit arasındaki sınırı nasıl dönüştürmüş ve bu dönüşüm yürütme gücünün kullanımına nasıl yansımıştır?
Çalışmada nitel doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Trump’ın konuşmaları, Beyaz Saray kararları ve bildirileri, federal kurum ve mahkeme belgeleri, Kongre raporları, seçim güvenliği belgeleri ve güvenilir haber kaynakları incelenmiştir. McCarthycilikle yapılan karşılaştırma ise tarihsel özdeşlik kurmak için değil, “iç tehdit”, “sadakat” ve kurumsal şüphe kavramlarının iki farklı dönemde nasıl siyasal işlev gördüğünü ayırt etmek amacıyla sınırlı bir karşılaştırmalı çerçeve olarak kullanılmıştır.
MAGA anlatısı: Düşüş, ihanet ve restorasyon
“Make America Great Again” sloganının siyasal gücü, yalnızca geçmişe duyulan özlemden kaynaklanmaz. “Again” sözcüğü, ülkenin bir zamanlar sahip olduğu varsayılan büyüklüğün kaybedildiği ve yeniden kazanılabileceği fikrini içerir. Ulusal nostalji üzerine yapılan çalışmalar, MAGA söyleminin geçmişe ilişkin olumlu bir ulusal imgeyi bugünün demografik, kültürel ve siyasal kaygılarıyla ilişkilendirebildiğini göstermektedir.4 Trump desteği ile Hristiyan milliyetçiliği arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar da bu restorasyon söyleminin bazı seçmen gruplarında dini ve kültürel bir “eski Amerika” tahayyülüyle kesişebildiğini ortaya koymaktadır.5
Bu nedenle sloganın geçmişte Amerika’nın tam olarak hangi dönemde “büyük” olduğuna dair açık bir tarih vermemesi siyasal açıdan işlevseldir. Farklı seçmen grupları ekonomik refah, sanayi gücü, sınır kontrolü, kültürel hiyerarşi, askeri prestij veya toplumsal düzen gibi farklı unsurları kaybedilmiş büyüklüğün göstergesi olarak okuyabilir. Ortak olan nokta, mevcut durumun doğal bir değişimden ziyade bir bozulma veya kayıp süreci olarak sunulmasıdır.
Bu anlatı, bugünkü sorunların nedenlerini açıklamak için de kullanılmaktadır. Ekonomik zorluklar, düzensiz göç, kültürel çatışmalar, kurumlara güvensizlik ve dış politika başarısızlıkları birbirinden bağımsız sorunlar olmaktan çıkarak daha geniş bir “ulusal gerileme” hikâyesinin parçaları hâline gelebilir. Trump’ın söyleminde bu gerilemenin sorumluları da sıklıkla belirli aktör gruplarıdır: “radikal” siyasetçiler, federal bürokrasi, medya, savcılar, göçmenlik politikalarını uygulayan veya uygulamayan kurumlar ve küreselci olarak nitelendirilen elitler. Böylece restorasyon vaadi, yalnızca neyin geri getirileceğini değil, önce hangi aktörlerin etkisizleştirilmesi gerektiğini de tanımlayan bir siyasi programa dönüşür.
Bu noktada “iç düşman” kategorisinin esnekliği önemlidir. Aynı kavram, farklı zamanlarda farklı aktörleri içine alabilecek kadar geniş tutulmuştur. 2024’te Trump’ın “iç düşman”ı dış rakiplerden daha tehlikeli olarak tanımlaması ve kavramı belirli Demokrat siyasetçilerle ilişkilendirmesi, bu söylemin yalnızca mecazi bir kampanya ifadesi olmadığını göstermektedir.6 Bu esneklik, siyasi anlaşmazlıkların politika tercihleri arasındaki rekabetten çıkarılıp ülkenin güvenliği, egemenliği ve geleceği üzerine bir sadakat çatışması olarak sunulmasına imkân verir.
İktidardaki muhalif: “Derin devlet” ve kurumsal direnç
Trump’ın 2016 seçimlerini kazanmasıyla birlikte anlatısında yapısal bir sorun ortaya çıktı. Kampanya boyunca Washington’daki müesses nizama karşı konumlanan bir aday artık yürütme organının başındaydı. Buna rağmen Trump, kendisini devletin bütününe hâkim bir başkandan ziyade devlet içindeki seçilmemiş aktörler tarafından engellenen bir lider olarak sunmayı sürdürebildi. “Derin devlet” söylemi bu gerilimi çözmek için işlevsel bir araç sağladı.
Trump’ın ilk döneminde kariyer bürokrasisinin kendisini sistematik biçimde sabote ettiğini ileri sürdüğü çok sayıda açıklama bulunmaktaydı. Bununla birlikte siyaset bilimi literatüründe yapılan incelemeler, Trump’ın talimatlarına en görünür direncin her zaman kariyer memurlarından değil, kendi atadığı üst düzey siyasi ve idari görevlilerden de geldiğini göstermektedir.7 Dolayısıyla “derin devlet” anlatısı, gerçek kurumsal anlaşmazlıklar ile başkanın kendi atamaları arasındaki politika ve hukuk çatışmalarını tek bir eşgüdümlü sabotaj kategorisinde birleştirebilen geniş bir çerçeve işlevi görmüştür.
Rusya’nın 2016 seçimlerine müdahalesine ilişkin soruşturmalar, yönetim içi sızıntılar, yargı kararları ve kurumlar arası anlaşmazlıklar bu anlatının temel malzemeleri hâline geldi. Burada önemli olan, her kurumun gerçekten aynı amaçla hareket edip etmediğinden çok, Trump’ın bu ayrı süreçleri ortak bir siyasi niyetin parçaları olarak sunabilmesidir. Böylece soruşturma, denetim veya bürokratik itiraz, başkanlık yetkisini sınırlayan olağan kurumsal mekanizmalar olmaktan çıkarak seçilmiş lidere ve onun seçmenlerine yönelik siyasi saldırılar şeklinde yorumlanabildi.
Bu yaklaşım “iç düşman” kategorisinin iktidar döneminde de genişleyebilmesini sağladı. Başkanın kendi yönetimi içerisindeki yetkililer, istihbarat görevlileri, savcılar ve daha sonra seçim yetkilileri de sadakatsizlik veya sabotaj suçlamalarının hedefi hâline gelebildi. Bu yönüyle söylemin siyasi kullanışlılığı, kategorinin kesin bir örgüt üyeliği veya ideolojik tanımla sınırlı olmamasında yatmaktadır: başkanın gündemini engellediği düşünülen aktör, gerekçeye bağlı olarak kategoriye eklenebilmektedir.
2020 seçimleri: Sadakatin yeniden tanımlanması
2020 başkanlık seçimi bu anlatının gelişiminde önemli bir kırılma noktasıdır. Seçim sonrasında Trump, Joe Biden’ın zaferini geniş çaplı usulsüzlüklerin ürünü olarak nitelendirdi. Buna karşılık federal ve eyalet düzeyindeki seçim yetkilileri ciddi ve sonucu değiştirecek bir seçim güvenliği ihlaline dair kanıt bulunmadığını açıkladı. Trump’ın kendi yönetimi altında bulunan Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı’nın (CISA) yöneticisi Chris Krebs, seçim güvenliği konusunda kamuoyuna güvence veren çalışmalar yürüttü; Trump daha sonra Krebs’i görevden aldı ve seçim güvenliğine ilişkin açıklamalarını “son derece hatalı” olarak nitelendirdi.8
Bu dönemde parti aidiyeti, Trump’ın seçim sonucuna ilişkin iddialarını kabul etmekten daha az belirleyici hâle geldi. Georgia’nın Cumhuriyetçi Eyalet Sekreteri Brad Raffensperger, eyalet sonuçlarını değiştirmeyi reddettiği için doğrudan hedef hâline geldi. 2 Ocak 2021 tarihli telefon görüşmesinde Trump, Raffensperger’den kendisine Georgia’yı kazandıracak “11.780 oy” bulmasını istedi.9 Trump daha önce Raffensperger’i kamuoyu önünde “halkın düşmanı” olarak nitelendirmişti.10 Aynı dönemde seçim görevlileri ve aileleri tehdit, taciz ve çevrim içi hedef göstermelerle karşı karşıya kaldı.11
Bu örnek, “sadakat” kavramındaki kaymayı görünür kılmaktadır. Raffensperger veya Krebs gibi isimler Cumhuriyetçi olmalarına ya da Trump yönetiminde görev yapmalarına rağmen, seçim sonucuna ilişkin başkanın iddialarını desteklemedikleri anda siyasi anlatı içerisinde karşı tarafa yerleştirilebildiler. Böylece parti kimliği veya yürütme hiyerarşisi tek başına sadakat göstergesi olmaktan çıktı; başkanın seçim meşruiyetine ilişkin anlatısını kabul etmek giderek daha önemli bir ölçüte dönüştü.
6 Ocak 2021’de Kongre binasına yönelik saldırı bu dönüşümün en görünür aşamasını oluşturdu. Temsilciler Meclisi 6 Ocak Komitesi’nin nihai raporu, Trump’ın seçim sonucunu değiştirmesi için Başkan Yardımcısı Mike Pence’e yoğun baskı uyguladığını; eyalet yetkililerini sonuçları değiştirmeye zorladığını ve seçim sonucunu tersine çevirmeye yönelik çeşitli girişimleri desteklediğini ortaya koymaktadır.12 Saldırı sırasında hedef yalnızca Demokrat siyasetçiler değildi; seçim sonucunun anayasal tasdik sürecini sürdüren Cumhuriyetçi yetkililer ve Pence de öfkenin odağına girdi.
Bu süreçte siyasi muhalif ile hain arasındaki sınırın belirsizleşmesi, “iç düşman” anlatısının temel işlevini daha açık hâle getirdi. Bir Cumhuriyetçinin veya federal yetkilinin başkana karşı çıkması artık yalnızca kurum içi görüş ayrılığı olarak değil, seçmenin iradesine karşı duruş şeklinde çerçevelenebildi. Sadakatin kişisel ve kurumsal boyutları arasındaki bu gerilim, Trump’ın ikinci dönemine ilişkin politikaların değerlendirilmesi açısından da önem taşımaktadır.
İkinci Trump dönemi: Söylemden yönetim araçlarına
Trump’ın ikinci kez başkan seçilmesiyle birlikte “iç düşman” söylemi yalnızca kampanya retoriği olarak kalmadı; federal personel rejimi, kolluk kurumlarının geçmiş faaliyetlerinin soruşturulması, göç hukuku, üniversite finansmanı ve belirli hukuk şirketleriyle federal ilişkiler gibi alanlarda yürütme araçlarıyla kesişmeye başladı. Bu uygulamaların tümü aynı hukuki statüye sahip değildir ve bir kısmı mahkemelerce sınırlandırılmıştır. Bununla birlikte birlikte değerlendirildiklerinde, kampanya sırasında kullanılan “sabotaj”, “silahlandırılmış devlet” ve “iç tehdit” kavramlarının idari politikalara bağlandığı görülmektedir.
Federal bürokrasi ve personel rejimi
Trump, göreve başladığı 20 Ocak 2025 tarihinde “Policy/Career” olarak adlandırılan personel kategorisini yeniden kurmaya yönelik bir kararname yayımladı. Kararname, politika belirleyen, politika savunan veya politika üzerinde etkili olan bazı kariyer pozisyonlarının iş güvencesini azaltmayı ve bu görevlerdeki personelin görevden alınmasını kolaylaştırmayı amaçlıyordu.13 Beyaz Saray düzenlemeyi, seçilmiş başkanın politikalarının kariyer bürokrasisi tarafından engellenmesini önleyecek bir “hesap verebilirlik” mekanizması olarak sundu.
Bu reformun Trump’ın “derin devlet” anlatısıyla ilişkisi doğrudandır. Kararnamenin resmî dili kariyer memurlarının tamamını düşmanlaştırmasa da başkanın politika önceliklerini uygulamayan veya engellediği düşünülen personelin daha kolay görevden alınmasını meşru bir yönetim hedefi olarak tanımlamaktadır. Bu nedenle mesleki itiraz, hukuki çekince ve siyasi direnç arasındaki sınırın nasıl çizileceği ikinci dönemin temel kurumsal tartışmalarından biri hâline gelmiştir.
“Silahlandırılmış devlet” söyleminin resmîleştirilmesi
Aynı gün imzalanan “Federal Hükümetin Silah Olarak Kullanılmasına Son Verilmesi” başlıklı kararname, Biden yönetiminin federal kolluk ve istihbarat kurumlarını siyasi rakiplere karşı sistematik biçimde kullandığını ileri sürdü ve önceki dört yılın faaliyetlerinin incelenmesini istedi.14 Böylece Trump’ın uzun süredir kullandığı “weaponization” söylemi, federal kurumlara yönelik resmî bir incelemenin gerekçesine dönüştü.
Bu noktada anlatının niteliği değişmektedir. İlk dönemde soruşturmalar ve yargı süreçleri başkan tarafından siyasi sabotajın kanıtı olarak sunulurken ikinci dönemde aynı varsayım, yürütme organının geçmiş devlet faaliyetlerini soruşturmasına dayanak oluşturmaktadır. Bu durum, “iç düşman” çerçevesinin yönetim kapasitesi açısından önemini artırmaktadır: söylem, devlet gücünün yalnızca dış tehditlere veya suç faaliyetlerine değil, önceki yönetimin ve bürokrasinin eylemlerine yöneltilmesini de meşrulaştıran bir dil sağlayabilmektedir.
Göç: “İşgal” söyleminden olağanüstü yetkilere
Göç politikasında “işgal” kavramı yalnızca mecazi bir kampanya ifadesi olarak kalmadı. Trump göreve geldiği gün güney sınırında ulusal acil durum ilan ederken sınırdaki durumu “işgal” olarak tanımladı.15 Mart 2025’te ise Venezuelalı Tren de Aragua örgütünün faaliyetlerini “istila veya yağmacı akın” kapsamında değerlendirerek 1798 tarihli Alien Enemies Act’i devreye soktu.16
Bu uygulama ciddi hukuki tartışmalara yol açtı. Yüksek Mahkeme, 2025’te görülen davalarda Alien Enemies Act kapsamında sınır dışı edilmek istenen kişilerin işlem hakkında yeterli bildirim alma ve mahkemeye başvurabilme imkânına sahip olması gerektiğini vurguladı; Mahkeme, belirli bir davada toplu sınır dışı işlemlerini geçici olarak durdurdu ve alt mahkemelerden usule ilişkin güvenceleri değerlendirmelerini istedi.17 Dolayısıyla “işgal” söylemi ikinci dönemde hukuki sonuç doğuran bir kategoriye dönüşmüş, ancak bu kategori yargısal denetimden muaf kalmamıştır.
Üniversiteler ve federal mali güç
İkinci dönemde federal fonlar da üniversiteler üzerinde baskı kurmak için kullanılan araçlardan biri hâline geldi. Mart 2025’te Columbia Üniversitesi, yönetimin antisemitizmle mücadele ve kampüs protestolarına ilişkin talepleriyle karşı karşıya kaldı; federal yönetim yüz milyonlarca dolarlık fonu askıya aldı veya iptal etti.18 Columbia daha sonra yönetimle bir anlaşmaya vararak 200 milyon dolar ödemeyi ve çeşitli idari değişiklikleri kabul etti; anlaşma sonucunda federal fonların büyük bölümü yeniden erişilebilir hâle geldi.19
Harvard Üniversitesi ise benzer talepleri reddetti ve yaklaşık 2,2 milyar dolarlık araştırma fonu kesintisiyle karşılaştı. Eylül 2025’te bir federal hâkim, bu fon kesintilerinin hukuka aykırı olduğuna ve yönetimin Harvard’ın akademik özerkliğine karşı misilleme niteliği taşıdığına hükmetti; yönetim kararı temyize götüreceğini açıkladı.20
Bu örnekler, federal mali gücün üniversitelerin protesto yönetimi, çeşitlilik politikaları, yabancı öğrenciler ve akademik yönetim gibi alanları üzerinde etkili bir pazarlık aracına dönüşebildiğini göstermektedir. Bununla birlikte Columbia ile Harvard’ın farklı tepkileri, bu politikanın sonuçlarının tek biçimli olmadığını ve üniversitelerin kurumsal tercihlerine ve yargı süreçlerine bağlı olarak değiştiğini de ortaya koymaktadır.
Hukuk şirketleri ve yürütmenin misilleme sınırı
Trump yönetimi, geçmişte siyasi rakipleri temsil etmiş veya Trump’a yönelik soruşturmalarda görev alan avukatlarla bağlantılı bazı büyük hukuk şirketlerine karşı da başkanlık kararnameleri yayımladı. Perkins Coie, WilmerHale ve Jenner & Block gibi bürolara ilişkin kararlar; güvenlik izinlarının askıya alınması, federal binalara erişimin sınırlandırılması ve federal sözleşmelerin gözden geçirilmesi gibi tedbirler içeriyordu.21
Bu tedbirler federal mahkemelerde ciddi engellerle karşılaştı. Perkins Coie’ye yönelik kararname Mayıs 2025’te bir federal hâkim tarafından Birinci ve Beşinci Değişiklikleri ihlal ettiği gerekçesiyle anayasaya aykırı bulundu.22 Benzer biçimde WilmerHale ve Jenner & Block’a yönelik kararnamelerin önemli kısımları da mahkemeler tarafından engellendi. Dolayısıyla bu alan, ikinci dönem politikasının hem yürütme gücünün geniş kullanımını hem de yargısal fren ve denge mekanizmalarının işleyişini aynı anda gösteren bir örnektir.
Bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde ikinci Trump döneminin ayırt edici yönü, siyasi söylem ile idari araçlar arasındaki bağın güçlenmesidir. “İç düşman”, “silahlandırılmış devlet”, “işgal” veya “sabotaj” gibi kavramlar personel rejimi, geçmiş yönetimin soruşturulması, göç hukuku, federal fonlar ve hükümet sözleşmeleri gibi somut araçlarla ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte bu araçların tamamının sınırsız biçimde uygulanabildiği söylenemez; mahkemeler bazı uygulamaları durdurmuş, değiştirmiş veya usule ilişkin güvenceler getirmiştir.
McCarthycilik ve MAGA: Benzerlikler ve sınırlar
Trump’ın “iç düşman” anlatısı, siyasi anlaşmazlıkları ulusal sadakat meselesine dönüştürmesi bakımından McCarthycilikle karşılaştırılabilir. Ancak bu karşılaştırmanın tarihsel bağlamı doğru kurulmalıdır. McCarthycilik yalnızca Senatör Joseph McCarthy’nin kişisel faaliyetlerinden ibaret değildi. II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği ile artan gerilim, gerçek casusluk vakaları, federal sadakat programları, Kongre soruşturmaları ve özel sektör kara listeleri daha geniş bir antikomünist güvenlik düzeni oluşturmuştu. Başkan Harry Truman’ın 1947 tarihli 9835 sayılı Kararnamesi federal çalışanlar için sadakat soruşturmaları öngörüyor ve “totaliter, faşist, komünist veya yıkıcı” olarak sınıflandırılan örgütlerle üyelik veya bağlantıyı inceleme konusu hâline getiriyordu.23
Joseph McCarthy bu ortam içerisinde, Dışişleri Bakanlığı ve diğer federal kurumlara komünistlerin sızdığına ilişkin sansasyonel suçlamalarla 1950’de ulusal ölçekte öne çıktı. Senato’nun tarihsel kayıtları, McCarthy’nin daha sonra Senato Daimî Soruşturmalar Alt Komitesinin başkanı olarak basın, Dışişleri Bakanlığı, ordu ve diğer kurumlar içerisindeki komünist etkisini araştırdığını göstermektedir.24 Dışişleri Bakanlığı’nın döneme ait kayıtları ise McCarthy’nin isimlendirdiği kişilerin önemli bölümüne yönelik iddiaların kurum içi sadakat incelemeleriyle doğrulanmadığını ortaya koymaktadır.25
McCarthycilik dönemindeki sadakat soruşturmaları ve kara listeler, bir kişinin yalnızca doğrudan Komünist Parti üyeliği nedeniyle değil, geçmişte desteklediği örgütler, kurduğu ilişkiler veya şüpheli kabul edilen çevrelerle bağlantısı nedeniyle de mesleki ve toplumsal sonuçlarla karşılaşabilmesine yol açtı. Federal sadakat programı için hazırlanan “yıkıcı örgütler” listelerinin devlet dışındaki aktörler tarafından da kullanılması, şüphe kategorisinin özel sektöre yayılmasına katkıda bulundu.26
Trump’ın “iç düşman” anlatısıyla temel benzerlik bu noktada ortaya çıkmaktadır: her iki durumda da siyasi muhalefet veya kurumsal anlaşmazlık, daha geniş bir sadakat ve güvenlik çerçevesi içerisinde yeniden tanımlanabilmektedir. Muhalif ile hain, eleştiri ile sabotaj ve siyasi tercih ile ulusal güvenlik arasındaki sınırlar bulanıklaşabilir. Ayrıca “gizli” veya kurumların içine yerleşmiş bir tehdidin varlığı fikri, görünür kanıtın eksikliğini her zaman tehdidin yokluğu olarak değil, tehdidin gizliliğinin göstergesi olarak yorumlayabilen bir siyasi mantık üretebilir.
Bununla birlikte Trumpçılığı McCarthycilik’in yeniden doğuşu olarak değerlendirmek tarihsel farklılıkları göz ardı eder. McCarthycilik, Sovyetler Birliği ile jeopolitik çatışma ve komünist casusluk endişesi etrafında gelişmiş, en azından biçimsel olarak belirli bir ideoloji ve örgütsel aidiyet kategorisine yönelmişti. Trump’ın “iç düşman” kategorisi ise çok daha heterojendir. Demokrat siyasetçiler, savcılar, kariyer bürokratları, seçim görevlileri, üniversiteler, gazeteciler ve kimi Cumhuriyetçi aktörler aynı anlatıya farklı gerekçelerle dâhil edilebilmektedir.
İkinci önemli fark, sadakatin yöneldiği merkezde ortaya çıkar. McCarthy dönemi kurumları, sorunlu ve çoğu zaman hak ihlallerine yol açan yöntemlerle de olsa, sadakati resmî olarak devlete, anayasal düzene ve komünizm karşıtlığına bağlamaktaydı. Trump’ın 2020 seçimleri sonrasındaki söyleminde ise kurumsal görevin yerine getirilmesi ile başkanın siyasi iddiasına sadakat arasında açık bir gerilim oluşmuştur. Raffensperger, Krebs ve Pence örneklerinde görüldüğü üzere, anayasal veya kurumsal görevini Trump’ın talebinden farklı yorumlayan Cumhuriyetçi aktörler de düşmanlaştırılabilmiştir.
Bu nedenle iki dönem arasındaki karşılaştırmanın en yararlı olduğu nokta, aynı olayların tekrarlandığını ileri sürmek değil; “iç tehdit” ve “sadakat” kavramlarının siyasi rekabeti nasıl dönüştürebildiğini göstermektir. McCarthycilik ideolojik olarak daha belirli bir tehdit kategorisine dayanırken, MAGA’nın “iç düşman” anlatısı aktör bakımından daha esnek, kişiselleştirilmiş ve farklı politika alanlarına taşınabilir bir yapı göstermektedir. McCarthy’nin kendi siyasi gücü ise 1954’te Senato tarafından kınanmasıyla önemli ölçüde gerilemiştir.27
Sonuç
Bu çalışma, Trump’ın “iç düşman” söyleminin 2016’dan ikinci başkanlık dönemine kadar tek biçimli ancak giderek genişleyen bir çizgi izlemediğini; farklı siyasi krizlerde yeni hedefler ve yeni kurumsal işlevler kazandığını göstermektedir. İlk kampanyadaki düzen karşıtı söylem, başkanlık döneminde “derin devlet” iddiasıyla devlet içi direnci açıklayan bir çerçeveye; 2020 seçimlerinden sonra seçim görevlileri, parti içi muhalifler ve Başkan Yardımcısı üzerinden bir sadakat sınavına; ikinci dönemde ise personel rejimi, geçmiş yönetimin soruşturulması, göç hukuku, federal fonlar ve hükümetle özel aktörler arasındaki ilişkiler üzerinden işleyen bir yönetim mantığına dönüşmüştür.
Araştırma sorusuna verilebilecek temel cevap, “iç düşman” anlatısının siyasi muhalefet ile ulusal tehdit arasındaki sınırı geçirgen hâle getirdiği ve bu sayede yürütme gücünün kullanımını yalnızca politika uygulaması olarak değil, devleti “sabotajcı” veya “düşmanca” unsurlardan arındırma girişimi olarak meşrulaştırabildiğidir. Bu dönüşüm, bütün uygulamaların hukuken geçerli veya başarılı olduğu anlamına gelmemektedir. İkinci dönemde üniversiteler, hukuk şirketleri ve göç politikalarıyla ilgili çok sayıda adım yargısal denetimle karşılaşmış, bazıları durdurulmuş veya sınırlandırılmıştır. Bu durum Amerikan siyasal sistemindeki kurumsal frenlerin tamamen ortadan kalkmadığını göstermektedir.
Demokratik siyaset açısından asıl sorun, muhalefetin meşru konumunun aşınmasıdır. Demokratik sistemlerde siyasi rakipler, seçim yoluyla iktidara gelebilecek alternatif yönetim adaylarıdır. “İç düşman” anlatısında ise rakibin iktidarı yalnızca kötü bir politika tercihi değil, devletin tehlikeli aktörlerin eline geçmesi olarak tanımlanabilir. Bu varsayım güçlendikçe seçim yenilgisine razı olmak, kurumsal sınırlara uymak veya karşıt görüşlü bir yönetimin meşruiyetini kabul etmek siyasi taviz değil, ulusal tehdide boyun eğme biçiminde sunulabilir.
MAGA’nın “Amerika’yı yeniden büyük yapma” vaadi bu nedenle yalnızca geçmişe dönük bir restorasyon çağrısı değildir. Aynı zamanda siyasal topluluğun sınırlarını yeniden tanımlayan bir söylem üretmektedir: kimin “gerçek” Amerikalı olduğu, kimin kurumları meşru biçimde temsil ettiği ve hangi aktörlerin devlet gücünün meşru hedefi sayılabileceği bu anlatı içerisinde yeniden tartışmaya açılmaktadır. Trump’ın “iç düşman” söyleminin kalıcı etkisi, belirli düşmanların isimlerinden çok, siyasi rakipleri ve kurumsal direnç noktalarını ulusal sadakat ekseninde değerlendiren bu çerçevenin Amerikan siyasetinde olağanlaşma potansiyelinde yatmaktadır.
Kaynakça
Behler, Anna Maria C., Athena Cairo, Jeffrey D. Green, and Calvin Hall. “Making America Great Again? National Nostalgia’s Effect on Outgroup Perceptions.” Frontiers in Psychology 12 (2021): 555667. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2021.555667.
Columbia University. “Federal Resolution Agreement.” 23 Temmuz 2025. https://www.columbia.edu/content/federal-resolution-agreement.
Goldstein, Robert Justin. “Prelude to McCarthyism: The Making of a Blacklist.” Prologue 38, no. 3 (2006). National Archives. https://www.archives.gov/publications/prologue/2006/fall/agloso.html.
Pfiffner, James P. “President Trump and the Shallow State: Disloyalty at the Highest Levels.” Presidential Studies Quarterly 52, no. 3 (2022): 573–595. https://doi.org/10.1111/psq.12792.
Reuters. “Columbia University to Pay over $200 Million to Resolve Trump Probes.” 23 Temmuz 2025. https://www.reuters.com/world/us/columbia-university-pay-over-200-million-resolve-trump-probes-2025-07-23/.
Reuters. “Columbia Up against Trump Deadline for Meeting Demands over Campus Protests.” 20 Mart 2025. https://www.reuters.com/world/us/columbia-up-against-trump-deadline-meeting-demands-over-campus-protests-2025-03-20/.
Reuters. “Election Officials Face Threats, Intimidation as Trump Pushes False Fraud Claims.” 10 Aralık 2020. https://www.reuters.com/world/us/election-officials-face-threats-intimidation-trump-pushes-false-fraud-claims-2020-12-10/.
Reuters. “Trump Administration Unlawfully Cut Harvard’s Funding, U.S. Judge Rules.” 3 Eylül 2025.
Reuters. “Trump Fires Top U.S. Election Cybersecurity Official Who Defended Vote.” 17 Kasım 2020.
Reuters. “U.S. Judge Strikes Down Trump Order against Law Firm Jenner & Block.” 23 Mayıs 2025. https://www.reuters.com/world/us/us-judge-strikes-down-trump-order-against-law-firm-jenner-block-2025-05-23/.
Reuters. “U.S. Judge Strikes Down Trump Order against Law Firm Perkins Coie.” 2 Mayıs 2025.
Reuters. “Judge Bars Trump Order against Law Firm Tied to Robert Mueller.” 27 Mayıs 2025. https://www.reuters.com/world/us/us-judge-blocks-trump-order-against-law-firm-wilmerhale-2025-05-27/.
Roll Call Factbase. “Donald Trump Interview, Fox News Town Hall.” 16 Ekim 2024. https://rollcall.com/factbase/trump/transcript/donald-trump-interview-town-hall-harris-faulkner-fox-news-georgia-october-16-2024.
Roll Call Factbase. “Donald Trump Interview, MediaBuzz.” 20 Ekim 2024.
Roll Call Factbase. “Donald Trump Speech, Alabama Republican Party Dinner.” 4 Ağustos 2023. https://rollcall.com/factbase/trump/transcript/donald-trump-speech-alabama-gop-dinner-montgomery-alabama-august-4-2023/.
Truman, Harry S. Executive Order 9835, “Prescribing Procedures for the Administration of an Employees Loyalty Program in the Executive Branch of the Government.” 21 Mart 1947. https://www.presidency.ucsb.edu/documents/executive-order-9835-prescribing-procedures-for-the-administration-employees-loyalty.
U.S. Congress. Congressional Record. 10 Şubat 2021, S615.
U.S. Congress, House of Representatives. Final Report of the Select Committee to Investigate the January 6th Attack on the United States Capitol. H. Rept. 117-663. Washington, DC: U.S. Government Publishing Office, 2022. https://www.govinfo.gov/app/details/GPO-J6-REPORT.
U.S. Department of State, Office of the Historian. “Memorandum on Senator McCarthy’s 81 Cases.” Foreign Relations of the United States, 1952–1954. 16 Şubat 1953. https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1952-54v01p2/d203.
U.S. Senate Historical Office. “McCarthy and Army-McCarthy Hearings.” https://www.senate.gov/about/powers-procedures/investigations/mccarthy-and-army-mccarthy-hearings.htm.
U.S. Senate Historical Office. “The Censure Case of Joseph McCarthy of Wisconsin (1954).” https://www.senate.gov/about/powers-procedures/censure/133Joseph_McCarthy.htm.
U.S. Supreme Court. A.A.R.P. v. Trump, No. 24-1177. Order of 16 Mayıs 2025. https://www.supremecourt.gov/search.aspx?filename=/docket/docketfiles/html/public/24-1177.html.
The Washington Post. “Transcript and Audio: Trump Call with Georgia Sec. of State Brad Raffensperger.” 3 Ocak 2021.
The White House. “Addressing Risks from Jenner & Block.” 25 Mart 2025. https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/03/addressing-risks-from-jenner-block/.
The White House. “Addressing Risks from Perkins Coie LLP.” 6 Mart 2025.
The White House. “Addressing Risks from WilmerHale.” 27 Mart 2025.
The White House. “Declaring a National Emergency at the Southern Border of the United States.” 20 Ocak 2025. https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/01/declaring-a-national-emergency-at-the-southern-border-of-the-united-states/.
The White House. “Ending the Weaponization of the Federal Government.” 20 Ocak 2025. https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/01/ending-the-weaponization-of-the-federal-government/.
The White House. “Implementing Schedule Policy/Career in the Excepted Service.” Executive Order 14410. 3 Haziran 2026. https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2026/06/implementing-schedule-policy-career-in-the-excepted-service/.
The White House. “The Inaugural Address.” 20 Ocak 2025. https://www.whitehouse.gov/remarks/2025/01/the-inaugural-address/.
The White House. “Invocation of the Alien Enemies Act Regarding the Invasion of the United States by Tren de Aragua.” 15 Mart 2025. https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/03/invocation-of-the-alien-enemies-act-regarding-the-invasion-of-the-united-states-by-tren-de-aragua/.
The White House. “Restoring Accountability to Policy-Influencing Positions Within the Federal Workforce.” Executive Order 14171. 20 Ocak 2025. https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/01/restoring-accountability-to-policy-influencing-positions-within-the-federal-workforce/.
Whitehead, Andrew L., Samuel L. Perry, and Joseph O. Baker. “Make America Christian Again: Christian Nationalism and Voting for Donald Trump in the 2016 Presidential Election.” Sociology of Religion 79, no. 2 (2018): 147–171. https://doi.org/10.1093/socrel/srx070.
Footnotes
-
Donald J. Trump, “The Inaugural Address,” The White House, 20 Ocak 2025. ↩
-
Donald J. Trump, röportaj, Fox News Town Hall, 16 Ekim 2024, transcript in Roll Call Factbase; Trump burada Adam Schiff’i “enemy from within” olarak adlandırmış ve “Marxists and Communists and Fascists” ifadesini kullanmıştır. ↩
-
Donald J. Trump, Alabama Republican Party konuşması, 4 Ağustos 2023, transcript in Roll Call Factbase. ↩
-
Anna Maria C. Behler, Athena Cairo, Jeffrey D. Green ve Calvin Hall, “Making America Great Again? National Nostalgia’s Effect on Outgroup Perceptions,” Frontiers in Psychology 12 (2021): 555667, https://doi.org/10.3389/fpsyg.2021.555667. ↩
-
Andrew L. Whitehead, Samuel L. Perry ve Joseph O. Baker, “Make America Christian Again: Christian Nationalism and Voting for Donald Trump in the 2016 Presidential Election,” Sociology of Religion 79, no. 2 (2018): 147–171. ↩
-
Donald J. Trump, Fox News Town Hall, 16 Ekim 2024; Donald J. Trump, MediaBuzz röportajı, 20 Ekim 2024, Roll Call Factbase. ↩
-
James P. Pfiffner, “President Trump and the Shallow State: Disloyalty at the Highest Levels,” Presidential Studies Quarterly 52, no. 3 (2022): 573–595. ↩
-
Joseph Menn ve Christopher Bing, “Trump Fires Top U.S. Election Cybersecurity Official Who Defended Vote,” Reuters, 17 Kasım 2020. ↩
-
“Transcript and Audio: Trump Call with Georgia Sec. of State Brad Raffensperger,” The Washington Post, 3 Ocak 2021; ayrıca U.S. House Select Committee, Final Report, chap. 2. ↩
-
Congressional Record, 10 Şubat 2021, S615; burada Trump’ın 26 Kasım 2020 tarihli Raffensperger açıklamasının ses kaydı aktarılmaktadır. ↩
-
“Election Officials Face Threats, Intimidation as Trump Pushes False Fraud Claims,” Reuters, 10 Aralık 2020. ↩
-
U.S. Congress, House of Representatives, Final Report of the Select Committee to Investigate the January 6th Attack on the United States Capitol (Washington, DC: U.S. Government Publishing Office, 2022), Executive Summary ve chap. 5. ↩
-
Donald J. Trump, “Restoring Accountability to Policy-Influencing Positions Within the Federal Workforce,” Executive Order 14171, The White House, 20 Ocak 2025; Donald J. Trump, “Implementing Schedule Policy/Career in the Excepted Service,” Executive Order 14410, The White House, 3 Haziran 2026. ↩
-
Donald J. Trump, “Ending the Weaponization of the Federal Government,” Executive Order 14147, The White House, 20 Ocak 2025. ↩
-
Donald J. Trump, “Declaring a National Emergency at the Southern Border of the United States,” The White House, 20 Ocak 2025. ↩
-
Donald J. Trump, “Invocation of the Alien Enemies Act Regarding the Invasion of the United States by Tren de Aragua,” Proclamation 10903, 15 Mart 2025. ↩
-
A.A.R.P. v. Trump, No. 24-1177, U.S. Supreme Court, 16 Mayıs 2025 (injunction and remand order). ↩
-
“Columbia Up against Trump Deadline for Meeting Demands over Campus Protests,” Reuters, 20 Mart 2025. ↩
-
“Columbia University to Pay over $200 Million to Resolve Trump Probes,” Reuters, 23 Temmuz 2025; Columbia University, “Federal Resolution Agreement,” 23 Temmuz 2025. ↩
-
“Trump Administration Unlawfully Cut Harvard’s Funding, U.S. Judge Rules,” Reuters, 3 Eylül 2025. ↩
-
Donald J. Trump, “Addressing Risks from Perkins Coie LLP,” 6 Mart 2025; “Addressing Risks from Jenner & Block,” 25 Mart 2025; ve “Addressing Risks from WilmerHale,” 27 Mart 2025, The White House. ↩
-
“U.S. Judge Strikes Down Trump Order against Law Firm Perkins Coie,” Reuters, 2 Mayıs 2025; “U.S. Judge Strikes Down Trump Order against Law Firm Jenner & Block,” Reuters, 23 Mayıs 2025; “Judge Bars Trump Order against Law Firm Tied to Robert Mueller,” Reuters, 27 Mayıs 2025. ↩
-
Harry S. Truman, Executive Order 9835, “Prescribing Procedures for the Administration of an Employees Loyalty Program in the Executive Branch of the Government,” 21 Mart 1947. ↩
-
U.S. Senate Historical Office, “McCarthy and Army-McCarthy Hearings.” ↩
-
U.S. Department of State, Office of the Historian, “Memorandum on Senator McCarthy’s 81 Cases,” Foreign Relations of the United States, 1952–1954, 16 Şubat 1953. ↩
-
Robert Justin Goldstein, “Prelude to McCarthyism: The Making of a Blacklist,” Prologue 38, no. 3 (2006), National Archives. ↩
-
U.S. Senate Historical Office, “The Censure Case of Joseph McCarthy of Wisconsin (1954).” ↩
